Kaleci takım savunmasının en sonunda duran en önemli görevi ise topun kaleye girmesini önlemek durumunda olan oyuncudur. Ayrıca ceza sahası içinde olmak kaydıyla, topa elle dokunması kurallar içinde olan tek oyuncudur.

Kalecinin görevi gol yememektir, golü kurtarmaktır.

Dünyada ve ülkemizde efsane kaleciler vardır.

Kaleci bir takımın olmazsa olmazıdır. 

Kaleci oyun kurucu ve libero ile birlikte futbolun en önemli mevkii olduğu kabul edilir.

Takım berabere ya da sıfır sıfır bitecek bir maçta kalecinin hatalı şekilde yediği bir gol maçın kaybedilmesine neden olabilir.

Kalecinin kurtardığı bir penaltı ise o takımın maçı kazanmasına karşı takımın ise yenilmesine neden olabilir, ayrıca takımına büyük bir moral nedeni sağlayabilir

Dünya futbol tarihinden ve Türkiye’de birçok efsane kaleci gelip geçmiştir.

Şimdi Akşehir’de bir dönemin efsane kalecisi: Salih’ten bahsedeyim.

Akşehirspor’da oynadığı zamanlar efsaneleşen adeta devleşen Akşehirspor’un kalecisi Akşehirli Salih, Akşehirspor kulübüne adını altın harflerle yazdırmış önemli bir kalecidir.

Özellikle 1980‘lerde kalecilik yapan Salih Akşehirspor Klübünde başarısında büyük rol oynamıştır.

Hem kalecilik yetenekleri hem de takımına olan bağlılığı ile Akşehirspor ve Akşehirlilerin gönlünde adeta taht kurmuştur.

Maçlarda gösterdiği çok kritik kurtarışlarla tanınan Kaleci Salih takımını birçok kez zorlu maçlarda ayakta tutmuş hem sahada gösterdiği liderlik hem de efendi kişiliği ile Akşehirspor’un unutulmaz kalecileri arasına girmiştir.

Kaleciler üç direk arasındadır.

Kaleciler yalnızdır.

Bazen heyecanla verkaç yaparlar, bazen de bu verkaçlar gole dönüşür.

Kalecilik kaleyi beklemek, savunmaktır.

Yüzlerini oyunculara dönmeyenlerdir.

Akşehir Stadı’ndan Akşehirspor ile bilmem hangi takımın maçından çıkmışım. Akşehir Stadyumundan Anıt’a doğru yürüyeceğim. Sanat Okulu’nun arasından mı yoksa köşedeki kahvenin önünden mi dönsem diye düşünüyorum. Akşehirspor’un bilmem hangi zaferini kutluyor seyircisi. Stadın dışı zafer sarhoşluğu, kalabalık. Bazen önümde bazen ardımda kalabalık bir coşku. Bütün bu coşku bu sevinç Akşehirspor’un zaferi. Şampiyon olma mutluluğu coşku sokaklara taşmıştı,

Bu öyle bir mutluluk ki, bu öyle bir sevinç, bu öyle bir coşku ki bu kalabalık ki işsizmiş, parasızmış hiç önemli değil; önemli olan zafer, maç kazanmaktır.

Yürüyorum.

Aklımda Akşehirspor’un efsane kalecisi.                              

Biraz önce Akşehir Stadyumundaydım. Binlerce kişi coşku içerisinde bağırıyordu, “Akşehir! Akşehir!” diye. Sonra yine Akşehirspor’un bir galibiyeti ile stadyumdan zafer çığlıkları ile ayrılmışlardı.

Kazanan Akşehirspor, Akşehirlilerdi, kaybedenlerse üzgün.

Maç bitmişti.

Üç saatlikti coşku.

Sevinenler, üzülenler.

Maç sonu aklımda Akşehirspor’un efsane kalecisi Salih’i anımsattı,

Eski hatıralar böyledir işte, bir kez akla geldi mi alır götürürler geçmişe her satırda böyle.

Kaleci Salih-1