Manca kelimesi İtalyanca yemek fiili olan "mangiare’den gelmekte ve bilhassa kedi, köpek yemeği için kullanılmaktaydı. Bu kişiler aynı zamanda sokakta ''işkembe kelle ayak, paça, mançaaa'' diye bağırarak, çöpe atılacak tüm gıdaları toplar, dileyen bu yiyecekleri satın alır sokak hayvanlarına kendisi verir, dileyende parasını verir mancacı onların yerine sokak hayvanlarını beslerdi.

1800’lü yıllarda neredeyse ülkenin her bölgesinde mancacı görmek mümkündü. Osmanlı'daki mancacılık mesleği 1970’li yıllara kadar sürdürüldü. Gönlü yüce ecdadın bu kültürü, yabancıların ilgisini çekmesinden mütevellit, bu konuda kitap yazanlar vardı. Onlardan biride, Catherıne PINGUET'in “İstanbul’un Köpekleri” adlı eseriydi. Kitapta Türk halkının hayvanseverliği ve merhameti konu alınmıştı

Ayrıca Osmanlı döneminde yük, binek ve sokak hayvanları ile yaban hayatının korunmasına ilişkin tarihi evraklara ulaşabiliyoruz.

Bu belgelerde yük hayvanlarına haftalık tatil verilmesi, kuş yuvasını bozanlara, arabayla sokak köpeklerini ezenlere ceza verilmesi ve güvercinlere yem atmak için kişilerin görevlendirildiği bilinmekte. Harem-i Şerif dahilinde güvercinlere yem atma hizmeti için de kişilerin görevlendirildiği belgelerde mevcut. 

Sultan III. Murat döneminde 1587’de İstanbul muhtesibi Mehmet Çavuş’un padişaha yazdığı, bazı hamalların yük hayvanlarına kapasitelerinin üzerinde yük taşıttırdıklarına dair şikayet mektubu da var. Mehmed Çavuş’un, söz konusu hayvanların aşırı yük sebebiyle yere yıkıldıkları ve çok yorulduklarına dair gönderdiği mektup üzerine, Padişah III. Murat’ın hamallar kethüdasına hamalların “hayvanların beslenmesine dikkat edilmesi, sakat ve zayıf hayvanlara tahammülünden fazla yük taşıttırılmaması” konusunda uyarılmasını emrettiği görülüyor.

Osmanlı'da yük hayvanlarına Cuma günü tatil ilan edildiğine dair, latin harflerine çevrilmiş belge aşağıdaki şekildedir:

"Saadetlü efendim hazretleri, beyana gerek olmadığı üzere, beygir hamallarının Cuma günleri tatil eylemeleri ve beygir sahiplerinin beygirlerin boş olduğu halde, üzerlerine binmemek üzere semerleri üzerine demir çubuklar mıhlattırmaları eski adettendir. Fakat bir müddetten beri bu usule riayet edilmeyerek, Cuma günleri tatil edilmemekte ve sahipleri beygirleri yüklü olmadığı halde, üzerlerine binerek bir takım çoluk çocuğu çiğnettirmektedirler. Bu hal layıksız bir şeydir ve asla caiz değildir. Bundan böyle, bunların Cuma günleri tatil ederek semerleri üzerlerine dahi çivi mıhlattırmaları kati olarak sağlanmalıdır. Ayrıca, bu hususta beygir hamalları ile bu tür iş yapan diğer ekmek, sebze taşıyan esnafların kethüdalarına gerekli tebligatın yapılması ve esnafın devamlı kontrol altında bulundurulmasının Şehremaneti yetkililerine dahi ifade kılınmasının tarafınıza bildirilmesi Meclis-i Vâlâ’dan ifade olunmuş olmakla, o yolda gereğinin yapılması hususunda tezkire yazıldı. 2 Ekim 1856"

Bu belgelerin birinde, Osmanlı’nın Balkan topraklarındaki önemli bir şehri olan Üsküp’te toplumun ve yerel yönetimin sokak hayvanlarına gösterdiği merhamet de dikkat çekiliyor.

Üsküp Belediye Tahsildarı İsmail Hakkı’nın 1905’te Üsküp Belediye Başkanlığına gönderdiği bir yazıda, Tahtakale çarşısında gezmekte olan iki köpek yavrusunu arabayla dikkatsizlik sonucu ezerek ölümlerine neden olan bir kişinin, esnafın şikayeti üzerine yakalanarak, belediyeye getirildiği, bu olağan dışı durum karşısında belediye başkan vekili, mühendis ve katipten oluşan üç kişilik komisyonun, köpek yavrularını ezen kişiye idari para cezası uyguladığı bilgisi yer alıyor.