Uzun, açıklamasında şunları ifade etti:

"Bugün, Türkiye halkının seçme ve seçilme hakkını hedef alan, halkın iradesini yok saymaya çalışan bir siyasi saldırıyla karşı karşıya kaldık. Erdoğan ve çevresindeki dar çıkar grubu, halkın iradesine yönelik bir darbe girişiminde bulunmuş, millete topyekun bir saldırı başlatmıştır.

Son seçimde Cumhuriyet Halk Partisi, halkın iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. Bu büyük güç, halkçı belediyecilik anlayışı ve şeffaf yönetim ilkeleriyle iktidarın korkulu rüyası haline gelmiştir. Seçimle kazanamayacaklarını anlayanlar, şimdi zorbalığa başvurmaktadır. Hedef alınan sadece Cumhuriyet Halk Partisi değil, halkın kendisidir."

Başkan Uzun, Cumhurbaşkanı ve CHP Cumhurbaşkanı Ön Seçim Adayı Ekrem İmamoğlu’nun, defalarca Erdoğan’ı sandıkta yenmesinin ardından iktidarın saldırılarının hedefi olduğunu belirterek, "Bugün itibariyle Ekrem İmamoğlu ve İstanbul’daki çalışma arkadaşları, belediye başkanlarımız, gazeteciler, fikir insanları ve toplumun her kesiminden yurttaşlar gözaltına alınmıştır. Bu, bir darbedir!" dedi.

Uzun, sözlerine devam ederek, "Milletin yerine karar vermek, halkın iradesini yok saymak darbedir. Şu an, halkın belirleyeceği bir sonraki cumhurbaşkanını engellemek amacıyla küçük bir çıkar grubu güç kullanmaktadır. Eğer bu güç bertaraf edilmezse, ülkemiz büyük bir felakete sürüklenecektir" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin sadece Ekrem İmamoğlu’nun mücadelesi değil, tüm halkın mücadelesi olduğunun altını çizen Uzun, " Cumhuriyet Halk Partisi ve 86 milyonluk büyük milletimiz bu darbenin karşısında sağlam ve dirayetli bir şekilde durmaktadır.” dedi.

Sevim Uzun, iktidarın kumpaslarına boyun eğmediklerini vurgulayarak, "Cumhuriyet Halk Partisi olarak dün boyun eğmediğimiz gibi bugün de boyun eğmiyoruz. Siyaseti iktidarın istediği sınırlarda yapmadık, yapmıyoruz. Halkımızın gücünden alıyoruz. Kararlıyız, boyun eğmiyoruz!" diye konuştu.

Son olarak, 23 Mart'ta ön seçim sandıklarında buluşacaklarını belirten Uzun, tüm Cumhuriyet sevdalılarını bu önemli günde örgütlü güçleriyle hukuksuzluğa dur demeye çağırdı. "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!" diyerek açıklamasını sonlandırdı.